Yazı kategorisi: Yaşam recetesi

Biri bahar temizliği mi dedi ¿

Çoğu zaman fark etmeseniz de günlük hayatın içinde sizi kısıtlayan pek çok durumla karşılaşıyorsunuz. Halbuki biraz sadeleşmeye giderek ruhunuzu özgürleştirebilirsiniz Hayatınız için bahar detoksu yapmanın zamanı geldi!

1. GÜN: Gardırobunuzu Temizleyin

Kullanmadığınız kıyafetleri ihtiyacı olanlara vermekle işe başlayın. Böylece yeni bir şeyler almak için dolabınızda yer açılmış olur. Dolabınızı toparlarken yıllar önce satın aldığınız ama giyme fırsatı bulamadığınız parçaları da keşfedebilirsiniz.

2. GÜN: Çantalarınızı Boşaltın

Aylar öncesinin fişleri, sakız ambalajları, kullanmadığınız kalemler veya rujlar, çantanızı sandığınızdan daha fazla işgal ediyor. Bunlardan kurtulmak için tek yapmanız gereken çantalarınızı baş aşağı çevirip sallamak!

3. GÜN: Eski İç Çamaşırlarından ve Çoraplardan Kurtulun

Gönül bağınız olabilir ama artık miladını dolduran iç çamaşırları ve çoraplarla vedalaşma zamanı! Bu arada teki kaybolan çorapları da saklamaktan vazgeçin. O kaybolan tekler artık geri dönmeyecek.

4. GÜN: Biraz da Dijital Temizlik Yapın

Hiç kullanmadığınız aplikasyonların telefonunuzda ne kadar yer kapladığını biliyor musunuz? Önce onları gözden geçirin. Ardından WhatsApp konuşmalarınızı ve bu aplikasyondaki fotoğrafları silin. Telefonunuz yeniden doğmuş gibi olacak. Bunların yanı sıra bilgisayarınızın masaüstünü temizlemeyi de unutmayın.

5. GÜN: Cüzdanınızdaki Fazlalıkları Atın

Eski spor salonunuzun üyelik kartı, aylar öncesindeki bir toplantıdan kalan kartvizit, hiç kullanmadığınız mağazaların kartları… Tüm bunlar ve nicesi cüzdanınızı yok yere ağırlaştırıyor.

6. GÜN: Arkadaş Listenizi Gözden Geçirin

Nasıl insanlarla zaman geçirmek istiyorsunuz? Hangi karakter özellikleri sizi mutlu ediyor? Bunlara karar verin; bu listeye uymayan kişilerden yavaş yavaş uzaklaşın.

7. GÜN: Kendinizde Beğendiğiniz Özelliklerinizi Yazın

Nelerde iyisiniz? Kendinizi sevmenin başlıca yolu, iyi özelliklerinizi fark etmektir. Böylece maddi şeylerle bağınızı azaltıp, bahar detoksu ile sadeleşmek yönünde bir adım daha atabilirsiniz.

8. GÜN: Not Almaya Başlayın

Her sabah uyandığınızda veya yatmadan önce 15-20 dakikanızı yapacaklarınızı not almak için ayırın. Sabah yorulmamış bir zihinle plan yapmak çok daha kolay olacaktır. Gece yatmadan önce yazmak ise günlük stresi boşaltmak ve uykuya daha rahat geçmek için faydalı olur.

 

9. GÜN: Bir Daha Asla Okumayacağınız Kitapları Bağışlayın

Tabii ki sizi çok etkileyenleri saklamanız çok normal. Ama 10 yıl önce havuz başında okuduğunuz veya yıllar önce size hediye edilen ama hiç tarzınız olmayan kitapları hayır kurumlarına bağışlamaktan çekinmeyin. Bunlar belki başkalarının hoşuna gider.

10. GÜN: Makyaj Yapmayın

İşte hayatınızı kolaylaştırmanın ve kendinizi sevmenin en basit yolu. Sonuçta her gün makyaj yapmak zorunda değilsiniz.

11. GÜN: Meditasyon Yapın

Bunun için özel kurslara gitmenize gerek yok. Telefonunuza indireceğiniz bir aplikasyon, sakinleşmeniz ve anı yaşamanız için size destek olacaktır.

12. GÜN: Telefonunuzla Değil, Sevdiklerinizle Zaman Geçirin

En son ne zaman arkadaşlarınızla dışarıda yemek yerken telefonunuzu çantanızda bıraktınız? Ailenizle, arkadaşlarınızla, sevgilinizle otururken birbirinizin gözlerine bakmaya, birbirinizi gerçekten dinlemeye özen gösterin. Hatta bugün, hemen böyle bir plan organize edin.

13. GÜN: Uzun Zamandır Görüşmediğiniz Eski Bir Dostu Arayın

Bir telefon görüşmesi bile sizi günlük hayatın temposundan ve stresinden az da olsa uzaklaştırıp eski günlere götürecektir.

14. GÜN: Son Beş Alışverişinizi Gözden Geçirin

Emoji yastığı mı, Star Wars tepsisi mi, yoksa evde bir benzeri bulunan bir kırmızı ruj mu? Alışveriş dürtülerinizi kontrol altına mı almanız gerekiyor fark edeceksiniz…

15. GÜN: Offline Olun

Bir günlüğüne ne telefon ne bilgisayar ne sosyal medya ne televizyon. Hiçbir teknolojik aleti kullanmayın. Bakın nasıl hissedeceksiniz?

16. GÜN: Para Harcamayın

24 saat boyunca hiçbir şekilde para harcamayı gerektirmeyen aktivitelere yönelin. Örneğin; ulaşım için yürüyün veya bisiklete binin.

17. GÜN: Şikayet Etmeyi Bırakın

Çalışırken veya ev işleri yaparken ne kadar çok söylendiğinizi fark edin ve bu olumsuz enerjiyi kendinizden uzaklaştırın.

18. GÜN: Üşenmeyin

Gün içinde pek çok şeyi üşendiğimiz için erteliyoruz. Bugün, aklınıza gelip de üşendiğiniz için yapmadığınız her şeyi yapın.

19. GÜN: Doğayı keşfedin

Bir günlüğüne şehirden uzaklaşıp, doğada yürüyüş yapın. Evrenin en saf haliyle bir arada olmak iyi gelecek.

20. GÜN: Kendinize Bir Rahatlama Alanı Yaratın

Evinizin belki de şimdiye kadar hiç kullanmadığınız bir yerini seçin ve orayı yeniden şekillendirin. Birkaç yastık, mum ve bir bardak bitki çayı ile sakinleşin.

21. GÜN: Yapılacaklar Listenizi Gözden Geçirin

Bu bir alışveriş de olabilir, bir iş toplantısı da… Tüm bunları yapmak gerçekten gerekli mi bir bakın…

22. GÜN: Ortalıktaki Eşyalarınızı Çekmecelere Kaldırın

Ofis masanızın üzerinde duran tüm kalemleri veya banyoda ortalıkta duran tüm kremleri kullanıyor musunuz? Düzenli kullanmadığınız her şeyi çekmecelere, kutulara kaldırın.

23. GÜN: Ivır Zıvır Çekmecesini Boşaltın

Vidalar, yedek düğmeler, kumaş parçaları, eskimiş bantlar, kurumuş kalemler, süresi geçmiş kuponlar… Kullanmadığınız ve bir gün lazım olur diye tıka basa doldurduğunuz o çekmeceyi temizleyin.

24. GÜN: Bildirimleri Kapatın

E-mail bildirimleri, Facebook uyarıları, gündem alarmları, indirim haberleri… Kapatın gitsin. Sizi boşuna yoruyorlar.

25. GÜN: Haftalık Yemek Listesi Yapın

Her gün ne pişireceğim diye düşünmekten kurtulmuş olacaksınız. Hem de böylece dengeli bir beslenme planı oluşturma imkanınız olacak. Hatta üşenmeyip sonraki 2-3 günün yemeklerini pişirin.

26. GÜN: El Oyalayan İşleri Bitirin

Fatura yatırma, borçları ödeme, okul taksitini gönderme gibi işlerinizi haftaya yayıp devamlı stresini üzerinizde hissetmek yerine, hepsini bir günde yapın.

27. GÜN: Sizi Zehirleyen İlişkilerinizden Kurtulun

Bu, sosyal medyada yazdıklarından hoşlanmadığınız birini takip etmeyi bırakmak da olabilir, her gün öğlen yemeğe çıktığınız ama size negatif enerji veren iş arkadaşınızla ilişkinizi sınırlandırmak da…  

28. GÜN: Kozmetik Malzemelerinizi Elden Geçirin

Makyaj çantanızı boşaltın ve uzun zamandır kullanmadıklarınızı hemen atın. Zaten birçoğunu bir yıldan fazla kullanmak hiç sağlıklı değil.

29. GÜN: Hayır Demeye Başlayın

Kendinize karşı dürüst olun ve isteklerinizi yönetin. Bu, yeni fırsatlara hayır demek anlamına gelmiyor. Önemli olan istemediğiniz fırsatları reddetme gücüne kavuşmak.

30. GÜN: Gardırobunuzu Tekrar Temizleyin

Ay başında gözünüzden kaçan veya atmaya kıyamadığınız eşyaları bulun. Şimdi onları hayatınızdan çıkarmak çok daha kolay olacak. Üstelik geçen bir ayda o kıyafetleri henüz giymediyseniz, önümüzdeki günlerde giyme ihtimalinizin de çok düşük olduğunu kendinize hatırlatın.

Yazı kategorisi: Yaşam recetesi

Alıntı. ….acaba bu benmiyim????

BİLİNCİN YÜKSELDİKÇE NELER OLUR?

Bilinç-Yükseldikçe-Ne-Olur[1]

 

 

Bilinci henüz senin kadar yükselmemiş olanların konuşmaları sana eski tadı vermemeye başlar.
Kendin gibi olan insanları arar ve onlarla bir şekilde karşılaşmaya yeni dostluklar oluşturmaya başlarsın.
Sana söylenen şeyleri olduğu gibi doğru kabul etmek yerine sorgulamaya başlarsın.
Korkuların azalır.
Eskiden zoraki yaptığın şeyleri artık yapmaya mecbur hissetmezsin.
Kendini çok daha rahat ifade etmeye başlarsın.
İstemediğin şeylere rahatça “Hayır” diyebilirsin.
Tek başına kalmaktan keyif almaya başlarsın.
Hayatta gerçekten yaşamak istediğin gibi yaşayıp yaşamadığını sorgulamaya başlarsın.
Gerçekten ne yapmak sana heyecan veriyorsa onun peşine düşersin.
Olumsuzluklar seni eskisi kadar üzmez olur.
Kötü giden şeylere dertlenmek yerine çözüm bulmaya odaklı olursun.
Etrafta sıkıntı veren şeyler seni etkilemez.
Gelecek için kaygılanmazsın.
Başına kötü bir şey geldiğinde eskiden olduğu kadar üzülmezsin.
Birisi sana hakaret ettiğinde, bağırdığında etkilenmez ve aynı şekilde tepki verme ihtiyacı duymazsın.
Birisi seni haksız yere suçladığında kendini savunma ihtiyacı
duymazsın.
İltifatlar da seni eskisi gibi etkilemez.
Onaylanma ve takdir edilme ihtiyacı hissetmezsin.
Birilerine bir şeyleri ispat etme isteğin ve çaban biter.
Seni rahatsız eden zihin konuşmaları gitgide azalır ve zor duyulur hale gelir.
Öfke ya da üzüntü gibi duygular ara sıra gelir ama senin üzerindeki etkileri dakikalar içinde geçer üzerine yapışmaz ve seni günlerce rahatsız edemezler.
Reklam

Diğer insanların zenginliğini kıskanmazsın.
İnsanların senin hakkında ne düşüneceklerini umursamazsın.
İnsanları kategorilere ayırmazsın ve herkese aynı davranırsın.
Yapılan hataları çok çabuk affedersin.
Dışarıda ne olursa olsun içinde sebepsiz bir sevinç olur.
Her yerde ve herkesin yanında kendin gibi olursun.
Herkesin içinde aynı Öz’ün parçası olduğunu fark etmeye başlarsın.
Dünya bir oyun alanı gibi gelmeye başlar.
İçinde sürekli hissettiğin huzuru kimse bozamaz.
Sevgiyle

Yazı kategorisi: Yaşam recetesi

Beklentilerimi öldürmek. …

Kendimi her zaman mutlu hissederim…


Neden biliyor musunuz?
Çünkü kimseden bir şey ummam…
Beklentiler daima yaralar…
Hayat kısadır…
Öyleyse hayatınızı sevin…
Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin…
Konuşmadan önce dinleyin,
Yazmadan önce düşünün,
Harcamadan önce kazanın,
İncitmeden önce hissedin,
Nefret etmeden önce sevin,
Vazgeçmeden önce çabalayın,
Ölmeden önce yaşayın.
Hayat budur…
Onu hissedin, onu yaşayın ve ondan hoşnut olun.
WILLIAM SHAKESPEARE

Yazı kategorisi: Yaşam recetesi

Aciksozlu-sade olmak =SAĞLIK GETİRİR 

Brezilyalı bir doktora ait bu yazıyı mutlaka okuyun ve hatta her gün yeniden okuyun..
Eğer hasta olmak istemiyorsan :
Duygularını anlat.
* Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular; gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar.
* Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür.
Öyleyse, sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız!
* Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir!
Karar Vermelisin..
* Kararsız kişi güvensiz, endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık, sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır.
* İnsanlık tarihi kararlardan oluşur.
* Karar vermek, diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir.
* Kararsız kişiler  rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar.
Olduğundan Farklı Yaşama.
* Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir.
* Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur.Kaderleri ilaç, hastane ve acıdır.
Kabullen.
* Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır.
* Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar.
* Eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir.
Çözümler Bul.
* Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler.
* Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı. Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir.
* Biz ne düşünüyorsak oyuz.
* Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir.
Güven.
* Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açık değildir, derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez, gerçek arkadaşlıkları nasıl kurabileceğini bilemez. Güven olmadan, bir ilişki de olamaz. Güvensizlik sendeki inancın azlığıdır.

Hayatı Üzgün Yaşama.
* Mizah. Kahkaha. Huzur. Mutluluk. Bunlar sağlığa güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir.
* Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir. “İyi mizah bizi doktorun elinden korur”.
* Mutluluk sağlık ve terapidir.


Dr. Dráuzio Varella

Yazı kategorisi: Yaşam recetesi

ALINTI…..UZUN AMA LÜTFEN OKUYUN…….

2015’i 1milyar 590 milyon kullanıcıyla kapatan Facebook’un patronu Mark Zuckerberg’in giysi dolabını paylaştığı bir fotoğrafı var. Sadece gri tişörtler ve onların üstüne giyilecek füme rengi kapişonlu sweat-shirtler. İnsanlar arası ilişkileri kökten değiştiren Mark söz konusu kendi giyimi olunca pek de fazla değişikliğe gitmiyor anlaşılan. Bunun için bir de sebebi var: Karar alma mekanizmamı önemsiz şeyler için kullanmak istemiyorum, diyor. Ayrıca vaktini işine ve yeni doğan bebeği Max’e ayırmak istiyor. Evet, Zuckerberg’in gerçekten çok parası var ve bu parayı kıyafetlere harcamıyor. Bu da onu paranın efendisi yapıyor.

 

Nasıl mı? Şöyle mesela… Haftada 5 gün, senede 50 hafta, sabah 9 akşam 7 bir yerde çalışıyorsun. Ay sonunda maaşın eline geçtiğinde işe giderken şık görüneceğin elbiseler alıyorsun. Arta kalan parayla da işe gidip geliyor, o ayı geçiriyorsun… İşte bu kölelik.

 

Oyun yerine oyuncak

 

Bunun bir de şu versiyonu var: Çocuğunla bir türlü yeterli vakit geçiremiyorsun, çünkü çalışman lazım, çünkü evi derli toplu tutman lazım, çünkü yemek yapman lazım. Çocuk seninle oynamak istedikçe ona oyuncak satın alıyorsun, ona oyuncak satın aldıkça daha çok çalışman gerekiyor, zamanın azalıyor. Ona oyuncak satın almasan, evin işlerini yapacak bir kadın tutsan o zaman çocuğunla oynayacak vaktin olacak, çocuklar oyuncak değil oyun isterler aslında. Daha az harcarsan daha çok vaktin olacak; net.

 

Renkli Rüyalar Oteli’nde Esra Baran şöyle yazıyor: “Bir ömre yetecek kadar borçlanmışlardı ve evlerinin dört duvarı dışında kıpırdayacak yerleri kalmamıştı. Bu küçük apartman dairesini mülk edinmek için doğmuşlardı, ömürleri artık ona adanmıştı. Boşanamazlar, işten ayrılamazlar içlerine düşen herhangi bir arzunun peşine düşemezlerdi. Üç oda bir salonun tapusu, yaşamanın yerini almıştı.”

  

Daha Az Eşya Daha Çok Hayat

 

Bunlar yeni düşünceler değil elbet. Chuck Palahniuk’un kült kitabı Dövüş Kulübü’nde Tylor Durden şöyle der: “Satın aldığın şeyler senin sahibin olurlar. Sen işin değilsin. Sen banka hesabındaki paraların toplamı değilsin. Kullandığın araba, cüzdanın değilsin.” Giysiler, oyuncaklar, kredisi ödensin diye içine hapis olunan evler.

 

Bir de bunun getirisi olarak çılgınca ikinci el satış mecraları doğuyor şimdilerde. Aldığı 10. Çantanın aslında pek de gerekli olmadığını fark eden hatun kişi evde o çantayı koyacak dolap bulamayınca internete koyuyor satış için. 5 liraya aldığını 3 liraya başkasına satıyor. Ne demişti Uruguay’ın eski devlet başkanı Jose Mujica: “Harcadığınız para değil, hayatınız”.

 

Geçenlerde yayınlanan Cornell Üniversitesinde yapılan bir araştırma da tüketimin mutluluk getirmediğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, bir şey almaya para harcanması mutluluk getirmiyor. Çünkü insanlar eşyalara çok çabuk adapte oluyorlar. Oysa ki deneyimler ve ilişkilerin getirdiği mutluluk geçici olmadığı gibi zamanla artıyor.

 

Son not: Sevgililer gününde yeterince sevemediğiniz için vicdan azabı çektiğiniz sevgilinize onunla zaman geçirmek, saçlarını okşamak, onu dinlemek yerine pırlanta alıyorsanız ve o pırlantayı almak için onunla geçireceğiniz zamandan kısıyorsanız bir durun. Bir düşünün. Belki hayat o kadar da karmaşık olmak zorunda değildir.

Yazı kategorisi: Yaşam recetesi

HER YASİN AYRI BİR GÜZELLİĞİ VARRRR….



Mutlaka okuyun👈💚

Yaşınız kaç olursa olsun sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim ☺t

60 Yaşın Üzerindekilere Nasihatler…

Yaşam boyu tasarruf ettiğiniz parayı kullanma zamanıdır. Bunları, onu biriktirmek için bulunduğunuz özverileri bilmeyenlere bırakmayınız. Size üzüntü verecek yatırımlar için kullanma zamanı değildir, sizin için huzur ve sükunet dönemi başlamıştır artık.

Çocuklarının ve torunlarının, parasal problemleri ile uğraşmaktan vazgeç; senin için harcadıkları paralar için suçlu hissetme kendini. Eğitim dahil, onlar için en iyisini yapmaya çalıştın daima. Şimdi sorumluluk onlarındır.

Biraz bencillik yap, ama tefeci olma. Gezintiye çık ve başkalarının hoşuna gidecek şeylerin peşinden koşmaktan vazgeç.

Sağlıklı, büyük fiziki hareketler gerektirmeyen bir yaşamın olsun. Ölçülü bir şekilde jimnastik yap ve iyi beslen.

En iyisini ve en zarifini al. Bu dönemde, ana gaye, paranın sizin tarafınızdan, zevkinize ve arzularınıza göre harcanmasıdır. Unutma ki, ölümden sonra para, sadece kin ve nefrete yol açar.

Küçük şeyler için kendini üzme, hatırlamak isteyeceğin güzel anlar gibi unutulması gereken kötü anlarında olur

Yaşa bağımlı kalma, sevgini hep canlı tut.

Kendine iyi bak, temizliğine di

kkat et. Görünüşün Görkemli olsun: sık sık kuaföre git, tırnakların bakımlı olsun, cildiyeciye, diş hekimine git, düzenli bir şekilde parfüm ve krem kullan. Artık genç ve yakışıklı olmasan bile, en azından bakımlı olursun.

Modern olmak önemli değil, iyi bir klasik olmaya çalış. Saçlarını boyatarak ve şatafatlı giyinerek gülünç olma.

Gün, bu gündür. Kitapları ve gazeteleri oku, radyo dinle, TV de ki güzel programları seyret, internete gir, mailler gönder ve al, sosyal ağlara katıl, dostlarına telefon et.

Gençlerin düşüncelerine saygılı ol, onlar senin bildiklerine bilmeselerde, yaşadıklarını yaşamasalarda, senin yaşına geldiklerinde muhtemelen senin konumunda olacaklardır, kendi düşüncelerini de söyle onlara, dinlemesini bilen yararlanır, yanılmış olsalar bile, onlarla tartışma.

Sadece anılarınla yaşama, “bizim zamanımızda” deyimini çok sık kullanma, senin zamanın da bu gündür. Kıymetini bil…

Çocukların ve torunlarınla birlikte yaşamaktan kaçın, sadece onları görmeye git veya davet edildiğinde onlarla beraber ol.

Gerektiğinde bir yardımcı kadın bulundur evinde. Gündelik Yaşamını mümkün olduğunca ve imkanların nisbetinde kolaylaştır.

Seyahat etmek, yürümek, resim yapmak, dostlarınla oyun oynamak veya bir şeylerin koleksiyonunu yapmak gibi hoşuna giden bir“hobin” mutlaka olsun, olanakların dahilinde ki şeyleri yap.

Yeni veya faydalı bir şey öğrenmeye gayret et ve zoruna gitse bile ileri teknolojinin gerisinde kalmamaya çalış.

Sosyal ve kültürel etkinliklere katıl. Müzeleri gez, sinemaya git… Önemli olan, biraz evden uzaklaşmaktır. Eğer arzu ettiğin bir yere davet edilmezsen, sakın gücenme, Unutma ki, gençliğinde, sende birilerini hayal kırıklığına uğratmış olabilirsin, anne ve babanı fazlaca davet etmemiş olabilirsin.

Az konuş, çok dinle, yaşamın ve geçmişin, sadece seni ilgilendirir. Bir şey ile ilgili fikrini soran olursa, kısa konuş ve sadece, iyi ve hoşa giden şeylerden bahsetmeye çalış. Yavaş bir tonla ve kısa konuş, eleştirme. Herşey gelip geçicidir, olduğu gibi kabul et. Bir dönemin doğruları bazen başka bir dönemin yanlışları olarak kabul edilebilir.

Acılar ve üzüntülerle hep karşılaşılır, onlarla ilgili problemleri fazlaca dile getirme. Azaltmaya gayret et. Sonuçta, sadece sizi etkilerler bu yaşta sorunlarınız sadece sizin ve doktorunuzun problemleridir.

Her fırsatta gül, yaşadığın ve sağlıklı olduğun için mutlu ol,unutma sen şanslısın, hayatının geleceğinin belirsiz olması gibi, ölümünde başka bir meçhul evre olacaktır.

Eğer biri size, artık hiçbir işe yaramıyorsunuz derse, duymamazlıktan gel ve bunu dert etme. Sende kendi dünyanda sana göre önemli bir şeyler yapmışındır. Mühim olan bunu senin hissetmendir.

Unutma hayat hikayen iyi veya kötü olsun, bir daha tekrar etmeyecektir.

Translate